|

İran nabız tutuyor

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Загрузка...

Kafkasya ve Ortadoğu’da etnik yapılar konusunda çalışmaları olan ETNOGLOBUS MERKEZİ başkanı Gülnare İnanç, bu iki bölge halkının farklı etnik bilinçlere sahip olduğundan farklı saiklerle hareket ettiğini söylüyor. İnanç ile Azerbaycan-İsrail yakınlaşması, İran’ın durumu, Ortadoğu ve Arap Baharı üzerine konuştuk.

ORSAM: Sayın Gülnare İnanç kendinizi tanıtır mısınız?

Gülnare İnanç: Bakü Devlet Üniversitesi’nin Filoloji Bölümü’nden mezunum. Ağırlıklı olarak, Çeçenistan, İnguşetya, Dağıstan, Gürcistan, İran ve İsrail üzerine çalıştım. Azerbaycan’ın İsrail lobisiyle ilişkileri ve İsrail lobisinin Azerbaycan’daki faaliyetleri hakkında da çalışmalarım var.  Son dönemlerde Kuzey Kafkasya, Kürt sorunu, Kürt düşüncesi ve Kürt psikolojisi hakkında çalışmaktayım. Irak’ta Kürt düşüncesinin aktifleşmesi, devletçi zihniyetin yükselmesi, Türkiye’de Kürt hareketinin güçlenmesi ve Azerbaycan’daki azınlıklara ve Kuzey Kafkasya’daki azınlıkların ayrımcı düşüncelerine nasıl yansıyabileceği konusunda çalışıyorum. 2008’de kendi bütçemle bir merkez (Information and Analytical Center “Etnoglobus”) açtım. Bu merkezi açma amacım özellikle milli azınlıkların kendisini tanıtmasını ve etnik grupların birbirini tanımasını sağlamaktı. Birbirlerini tanıdıkça düşman olmamaları gerektiğini anlamalarını ve çok fazla ortak noktaları olduklarını göstermeyi arzuladık. Sitemizde Türkoloji bölümünde etnik konular her boyutuyla mevcut; etnik medeniyet, etnografya, dil. Üzerinde en çok durduğumuz konu etnik konuların devletlerarasında ve dış güçler tarafından kullanılmasıdır.

ORSAM: Son dönemde basında Azerbaycan ve İsrail arasında yakınlaşma haberleri çıkmaktadır. Bu yakınlaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gülnare İnanç: Azerbaycan ve İsrail arasındaki ilişkiler bugün başlamamıştır. İsrail, Azerbaycan’ı tanıyan ilk devletlerden biridir. Azerbaycan, İsrail için önemli aktör ve İsrail uzun dönemde Azerbaycan nüfusunun Ortadoğu ve Kafkasya’da artması üzerine çalışır. Burada birkaç maksat vardır. Özellikle Kafkaslarda Azerbaycan hem ekonomi bakımından hem İsrail şirketlerinin sayısı açısından farklılık arz eder. Çünkü Türkiye bölgede güçlü bir devlettir. Azerbaycan’la rekabet halinde değildir. Sadece Türkiye’nin yapamayacağı konularda, Azerbaycan’ın gündeme getirip bunu yapabileceği düşüncesi vardır. Azerbaycan’ın İsrail’den silah alması yıllardır devam eden bir durumdur. Çünkü Azerbaycan savaşan bir ülke. İsrail’le son dönemlerde oluşan yakınlaşma Azerbaycan’ın kuruluşundan beri devam eden İsrail ilişkilerinin devamıdır. Avigdor Leiberman’ın İsrail’de iktidara gelmesinden sonra, İsrail’in Orta Asya ve Kafkasya siyaseti, Azerbaycan’la bağlıdır. Bu siyasette önemli yer Azerbaycan’ın İran’la olan komşuluğudur. Öte yandan Haydar Aliyev 1992’de iktidara geldiğinde ilk olarak Azerbaycan-Yahudi birlikteliğinin gücüne dayandı. Onların vasıtasıyla Bakü-Ceyhan ham petrol boru hattını getirebildi. Bu bir gerçektir ki Bakü-Ceyhan, İsrail lobisinin desteğiyle yapıldı. Yahudi lobisinin desteğini almak, Azerbaycan’ın bir devlet olarak ayakta kalabilmesi için şarttı. Çünkü Yahudi lobisi Bakü-Ceyhan’dan önce Karabağ konusunda birçok gelişmeler sağladı. Knesset’te Ermeni soykırımının tanınmaması, Yahudi lobisinin etkisiyle oldu. Bilindiği gibi İsrail Türkiye’yle Ermeni soykırımı konusunda çok ters davrandı. Ama Azerbaycan’a bunu yapmadı. Çünkü İsrail Azerbaycan’la ilişkileri bozmak niyetinde değil. Leiberman yardımcıları vasıtasıyla “Biz soykırımı tanımayacağız” demiştir. Hatta Fransa’da soykırım meselesi ortadayken, Leiberman, Azerbaycan için soykırımı tanımayacaklarını açıkladı. Bu durum Azerbaycan-İsrail lobisi münasebetlerinin neticesidir. Bu münasebetler olmasaydı İsrailliler Ermeni soykırımını tanıyabilirlerdi. Hatta bir daha gündeme gelmemesi konusunda Knesset karar aldı.

ORSAM: Peki, Arap baharıyla başlayan Ortadoğu değişimlerini nasıl görüyorsunuz?

Gülnare İnanç: Azerbaycan’ın, Ortadoğu’dan farklı bir yapısı var. Arap Dünyası’nda daha çok İslami şuur var. İnsanlar “Allahu Ekber” diye gidiyor. Orada etnik şuur güçlü değil. Ama Azerbaycan’da milli şuur ağır basıyor. Diğer bir konu az önce bahsettiğim lobiyle münasebetlerin rolüdür. Dünyayı geliştiren güçler var. Azerbaycan’ın ikinci bir hükümeti getirecek güç yoktur. Muhalefet bir iktidara sahip değil. Yeni bir muhalefetin getirilmesi de mümkün değil, yani İslami bir hareket yok. Muhalefet yaratmak izin güce ihtiyaç var. Azerbaycan halkında şimdi bir sosyal patlama yok. Diğer bir sebep ise tüm aksaklıklara, yolsuzluklara rağmen Azerbaycan’da sosyal bir gelişim yaşanmaktadır. Bunu görmezden gelmek mümkün değil. 1990’lı yıllarda yaşananları da halk unutmuş değil. Biz sokaklarda aç olmanın ne olduğunu biliyoruz. Bu yüzden insanlar bu düzenin daha iyi olduğunu düşünüyor.

Azeriler sakin yaşamak istiyor ve bu yüzden Ortadoğu’da yaşananların Azerbaycan’da olması vatandaşlar kolay kolay istemez. Quba vilayetinde yaşanan olayları gördünüz. Quba hadiselerine bir hafta sonra bakmak lazım. Çünkü Quba çok hassas bir bölgedir. 2012 Ekiminden bugüne kaç ay geçti? Neden bir şey olmadı? Quba, Azerbaycan’ın kuzeyindeki etnik grupların yaşadığı bir bölgedir. Rusya’dan adamlar geldiği söyleniyor. Kim onlar? Quba’da radikal İslamcı tarikatçıların merkezleri var. Bunların asıl yeri Dağıstan’dadır. Eğer Quba’da yaşananlar dikkate alınırsa, bunları bir inkılabın başlangıcı olarak nitelendirmek mümkün değil. Dış güçler bir yoklama yapıyor, bölgede durum ne olacak diye. Bunun büyütülebileceğini düşündüler. Bundan evvel İran-Azerbaycan ilişkilerinde çok ciddi bir sürtüşme oldu. İran yine de Azerbaycan kamuoyunun düşüncesini öğrendi. Hepsinde izini bıraktı. Hindistan’da da Tayland’da da Azerbaycan’da da: “Bakın bunu ben yaptım” dedi. Ama İran devleti öyle bir devlettir ki, yapacağı bir hareketi belli etsin. Ben İran’ın yapacağı bir hareketi belli edeceğini sanmıyorum. Azerbaycan’da İsrail, Amerika, Türkiye ve Rusya’nın buna nasıl tepki göstereceğini bilmek istediler. Çünkü İran öyle bir devlet ki savaştan korkmaz. Savaş olursa İslam yönetiminin devleti birleştirebileceğini düşünüyor. İran şuurunun içerisinde Azerbaycan şuuru kaybolacak ve İran’daki Azeriler de devletini koruyacaktır. İran bu savaşı istemekte, ama İsrail korkuyor. İsrail, Amerikasız İran’ın üstüne gidebilecek bir güçte değil. İran “Azerbaycan’dan başlayabilir miyim?” diye nabız yokladı. Azerbaycan sakin kaldı ve hiçbir reaksiyon vermedi. Burada bir nokta  daha var. Rusya’nın dolaylı olarak İran’ı yönlendirmesi söz konusu. Rusya Suriye’yi de İran’ı da bırakmak istemiyor. Eğer İran’da bir savaş başlarsa, Suriye üzerindeki dikkatler dağılacak. Şu an dikkatleri Suriye üzerinden çekmek çok önemli. Ama ben ABD’nin İran’ı vurabileceğini düşünmüyorum. Şimon Peres’in ziyareti öncesi Amerika tüm gemilerini Fars körfezinden çıkardı. Eğer İsrail düşünmeden İran’a bir füze atsaydı, Amerika “Ben bu olayın içinde yokum” diyecekti. Çünkü ABD karışmak istemiyor. Eğer orada o gemiler dursaydı, İsrail’in müttefiki olarak karışmak zorunda kalacaktı. Ama hemen çekildi. İsrail, tek başına İran’ın üstüne gidebilecek güçte değil.

*Bu röportaj ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat tarafından Mart 2012’de Bakü’de yapılmıştır.

http://www.orsam.org.tr/tr/orsamkonukgoster.aspx?ID=515http://www.orsam.org.tr/tr/orsamkonukgoster.aspx?ID=515

Leave a Reply